İSTANBUL BOĞAZI

“İstanbul eskiden beri Avrupa ve Asya’yı birleştiren büyülü ve adeta kutsal bir mühürdür.

İstanbul muhakkak dünyanın en güzel yeridir.”

(Gerard De Nerval)

 

Bir kıtadan diğer kıtayı seyrettiğiniz başka bir dünya şehri yok.

Boğaza uzanan karşılıklı kıyılar boyunca seyrine doyum olmaz bir şehirdir İstanbul. Gemileri, suyun içinde neşeyle zıplayan yunusları, havada size görsel bir şölen sunan martılarıyla İstanbul Boğazı eşsiz ve mükemmel bir manzaraya sahiptir.

Nasıl ki bir zamanlar, Roma’nın urbs ya da kent gibi belirsiz bir isimle anılması onu diğer sitelerden /şehirlerden farklı kılıyor ve onu dünyanın diğer bölgelerinden ayırıyorsa; Bosphore adıyla bilinen, tanınan Boğaz da tıpkı Roma gibi “boğaz” sözcüğünü sahiplenmiş hatta daha da ileri giderek neredeyse boğaz kelimesinin tanımı gibi olmuştur. Boğaziçi için eski Yunanlılar, Boğaz’ın sonundaki sahillerde rastlanan bazalt sütunlar ve mağaralar dolayısıyla, İstanbul Boğazı’nı “birbiriyle vuruşan kayalar” anlamına gelen Symplēgades şeklinde adlandırmışlardır.

Mitolojide de mitlere konu olan Boğaziçi’nin en bilinen efsanesi şöyledir: Tanrı Zeus ölüm İo’a ya aşık olmuş ve İo’yu Hera’nın gazabından korumak için onu inek kılığına sokmuştur. Fakat Hera’nın bundan haberi olur ve İo’yu cezalandırmak ve taciz etmek için peşine bir sinek takar. İo önde sinek arkada Avrupa’dan boğaz kıyılarına kadar koşar, boğazla karşılaşınca kendini serin sulara bırakır ve karşı kıyıya yüzmeye başlar.  Belki de mitoloji tarihinde ilk kez boğaz bir geçit olarak kullanılmış ve bir kıtadan diğerine gidilmiştir.

Bir kaşif olmasanız da İstanbul Boğazı sizde keşfetme arzusunu, bir kıtadan diğer kıtaya geçme heyecanını ve denizler arası bir yolculuğun verdiği hazzı yaşatacaktır.

Balkan ve Anadolu yarımadalarını kat ederek geçen yollar, önemli bir engelle karşılaşmadan İstanbul’da düğümlenir. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz ve Akdeniz kültür âlemlerini birleştiren bir deniz yolu olması, ayrıca Asya ile Avrupa’yı bağlayan kara yollarının Boğaz’a doğru yaklaşarak burada birbiriyle düğümlenmesi, İstanbul’un bütün tarihi boyunca gelişmesini etkileyen ve bu şehre özel bir kişilik kazandıran önemli bir faktördür.