Tarihi Şehir İSTANBUL

  • Kurulduğu zamandan beri tarihler boyunca kendi medeniyetinin başkenti olmuş, pek çok dini inanışı, toplumsal yapıyı içinde barış ile birleştirmiştir.

  • Yıkılmış ve her defasında yeniden daha görkemli ayağa kalkmıştır.

  • İstanbul; sanatçıların, imparator ve padişahların ilham kenti.

  • İçinde barınan binlerce insanı bağrına basan, iki kıtayı kucaklayan denizleriyle dünyada eşine rastlanmayan şehir…

  • 3 büyük imparatorluğun başkentidir.

2004 yılında Yenikapı’da metro inşaatıyla başlayan çalışmalar esnasında bulunan mezarlar ve ayak izleri incelendiğinde, MÖ 8000 yılına ait buluntulara ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan diğer kazılarda Yarımburgaz Mağarası’nda Paleolitik Çağ’a; Fikirtepe ve Pendik’te ise  Kalkolitik Çağ’a ait buluntular ele geçmiştir.

Bu kazılar esnasında çıkan eserlerin bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde görülebilir.

Bugünkü kentin çekirdeğini oluşturan yerleşim merkezi ise efsanelere göre MÖ 7. yy.da Megaralılar tarafından kurulmuştur. Megaralıların kurduğu bu kentin adı; Byzantion’dur. Roma imparatoru I. Constantinus, kenti başkent ilan edince Byzantion  adı Konstantinopolis olarak değiştirildi.

Daha sonradan İmparator Constantinus’un Hristiyanlığı kabul etmesiyle Konstantinopolis, Ortaçağ boyunca Hristiyanlığın önde gelen kültür ve sanat, zaman zaman da en önemli siyasal ve ekonomi merkezi oldu.

O zamanki adıyla Konstaninapolis’i almak, Osmanlı İmparatorluğu için adeta alınlarına yazılmış bir kaderdir. Bu yüzden defalarca kuşatma girişiminde bulunmuşlar ancak 1453 yılında şehir, II. Mehmet tarafından fethedildiğinde II. Mehmet’e Fatih adını vermiş kendi adı da İstanbul olarak değişmiştir.

1453 yılında İstanbul artık Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentidir.

Kenti ele geçirdikten sonra Osmanlıların yaptıkları ilk işlerden biri yerleşme ve yapılaşmanın düzenlenmesi oldu. Kısa sürede surlar onarıldı, saray ve kiliselerin yanına cami, külliye, han ve hamamlar eklendi. Osmanlıların önem verdikleri bir başka konu da Müslüman olmayan halkın dinsel etkinliklerini düzenlemek oldu. Kentin alınışından yedi ay sonra Ortodoks Kilisesi Osmanlı korumasına alındı. Kanuni Sultan Süleyman’ın tahtta kaldığı 1520-1566 yılları arasındaki 46 yıllık dönem ise devlet için olduğu kadar İstanbul için de bir yükseliş dönemi olarak öne çıkmıştır. Bu dönem boyunca İstanbul’da bir çoğu günümüze dek ulaşmış çok sayıda paha biçilmez eser inşa edilmiştir. Medreseler, kervansaraylar, hamamlar, has bahçeler ve köprülerle donatılan İstanbul, tam bir büyük kent görünümü kazanmıştır. Yine bu dönemde Haliç-Galata Limanı Akdeniz’in en işlek limanlarından biri haline gelmiştir.

İstanbul, Türkiye’nin kuruluş yıllarında işgal kuvvetleri tarafından fiilen işgal edilmiş bir haldedir. 6 Ekim 1923 yılında işgalden kurtarılmıştır.

Günümüzde içinde barındırdığı muhteşem eserleriyle, tarihi dokusuyla çok kültürlü, çok inançlı yapısıyla İstanbul, hâlâ şairlere, ozanlara, ressamlara, yazarlara ilham vererek rüya ve hayallerin kenti olarak yaşamaktadır.

Kaynakça: Ana Britannica Ansiklopedisi; Ana Yayıncılık,1986